Friday, June 30, 2006

Hayat Hikayem/My life Story



Hayat Hikayem/My life Story


Bir sonbahar sabahıydı…hava hafiften yağmurlu ve sisliydi.senden kalan anıları yakıyorum şöminemde…dumanı içime çekip seni son kez hatırlıyorum.sonra kusuyorum tüm günahlarımı anılarımla beraber…Kalbim acıyor kırıldığını tekrar tekrar hissediyorum.sanki bir porselenin sirtaki sırasındaki ani ve kararlı düşüşü gibi keskin oldu.Anılarım o anı fazla canlandırıyor ki bu acının kaynağı da o.fakat son kez hatırlıyorum hepinizi yakıyorum….Son umudumda toprağa düştü, içimden akıp giden hep gençliğim ve boş hayaller peşindeki yıllarım oldu.Senden sonra da kirlenmiş ruhlar tanıdım.Her biri tıpkı suya atılan taştan sonra çamurun suda yayılması gibi vücuduma o kirliliklerini saldılar.Ama ben direndim.O saflığımı, o bakirliğimi yağan yağmurla bir kez daha temizledim.Halbuki ben cehennemi göze alarak senin günahkar ruhuna sahip olmak istedim.Titreyen gözlerinde umudu gördüm, sönmemiş cehennem ateşini de…şimdi seni ebediyen mahkum olduğun ruhunla birlikte gömüyorum…


It was an autumn morning... The weather was rainy and foggy. I was burning
the memories of you in my hearth... I breathe the smoke and I remember you
once again. after that, I puke my sins with my memories... I feel my heart
hurts again and again when its breaking. İt has been fast and acute just
like a porcelian in the sirthaci. My memories enliven that memory so much
that my hurt’s resource is it. But I remember it once again and I burn you
all… my last hope has falled to the soil, the thing that drained and gone
from inside of me was my youth and my the years that has been gone after
empty dreams. I had known the dirty souls after you too. They were all
spread their dirt on my body, just like the mud that spreads inside water
after the shooten stone. But I fought. I cleaned my innocence, my virginity
once again under the rain that falled. But I chanced the hell to hold your
siner soul. I saw the hope in your waveing eyes, and I saw the hell fire
too… and now I’m burying you with your soul that you’re slave of forever…

Mehmet SOYLU

Git(me) Sevdiğim




Git(me) Sevdiğim

Gitme Sevdiğim
Gidersen Aşılmaz Olur Sevdalar
Kapanır Açılan kapılar

Gitme Sevdiğim
Gidersen Hasret Kalır Ruhum Sana
Gözlerim Dalar Boş Sokaklara,
Kalabalık İnsanlara.

Gitme Sevdiğim
Gidersen Kalbim Yanar Sensizliğinle
Ağlarım....Yağmurlar Anlar Beni

Gitme Sevdiğim
Gidersen İçimdeki Sevda Tomurcuğu kurur
Vuslata Dair Sevda Sözleri Yazarım

Git Sevdiğim
Gidersen İçimde Yaşarsın
Nasılsa Sevdiğimi Bilmiyorsun....

Umut




Umut…

Bir umuttu aradığı
Belki bir damla yağmur, belki bir martının sesi
Hüzün ve gurur hep onun bir parçası olmuştu
Ama bilmiyordu Aşk bunlara takılmaksızın devam ederdi.
Bilmediği sevgilisinin bunları çok geç öğrendiği…
Keşke daha önce öğrenseydi ve o da yaşasaydı
Keşke…
Yaşasaydı…

yaşasaydı ve bir özgürlük filizi bıraksaydı arkasında....

Saturday, October 29, 2005





Korkarak Yaşıyorsun

Öyle Bir Hayat Yaşadım ki
Cenneti de Gördüm Cehennemi de
Öyle Bir Aşk Yaşadım ki
Tutkuyu da Gördüm Pes Etmeyi de
Bazıları Seyrederken Hayatı En Önden
Kendime Bir Sahne Buldum Oynadım
Öyle Bir Rol Vermişler ki
Okudum Okudum Anlamadım
Kendi Kendime Konuştum Bazen Evimde
Hem Kızdım Hem Güldüm Halime
Sonra Dedim ki Söz Ver Kendine
Denizleri Seviyorsan, Dalgaları da Seveceksin
Sevilmek İstiyorsan, Önce Sevmeyi Bileceksin
Uçmayı Seviyorsan, Düşmeyi de Bileceksin
Korkarak Yaşıyorsan, Yalnızca Hayatı Seyredersin
Öyle Bir Hayat Yaşadım ki
Son Yolculukları Erken Tanıdım
Öyle Çok Değerliymiş ki Zaman
Hep Acele Etmem Bundan Anladım
Kendi Kendime Konuştum Bazen Evimde
Hem Kızdım Hem Güldüm Halime
Sonra Dedim ki Söz Ver Kendine
Denizleri Seviyorsan, Dalgaları da Seveceksin
Sevilmek İstiyorsan, Önce Sevmeyi Bileceksin
Uçmayı Seviyorsan, Düşmeyi de Bileceksin
Korkarak Yaşıyorsan, Yalnızca Hayatı Seyredersin...

Saturday, October 22, 2005

Ben Seni Bekliyorum...



Ben Seni Bekliyorum
Sen sevgi yüklü bir trensen
bende terkedilmiş bir istasyon
sen hep benden uzak geçiyorsun ya
ben seni bekliyorum

ben bir kırmızı şarap olayım
sense zaman misali
ben senle değerliyim
son bulduğu yerde sevgilerin
ben seni bekliyorum

ben bir ıssız limanım
sende kırık bir tekne
sense bana muhtaçsın ama yoksun
ben seni bekliyorum

ben sonsuz gökyüzüyüm
sende en parlak yıldız
kayıp gitmeyesin diye
ben seni bekliyorum her gece

ben bir parça toprağım
sende bende filizlenen bir çiğdem
sen ölmek istersin ama
ben seni bekliyorum

ben başıboş esen bir rüzgarım
sende dalından kopmuş bir yaprak
benimsin, benlesin ama hasretin zindan
ben seni bekliyorum

ben istanbul' um
sen de dalgalanan deniz
inkar ediyorsun beni ya
ben seni bekiyorum

ben
seni
bekliyorum...

yazan : Mehmet SOYLU 24.10.2003 03:43